KAHRAMAN TÜRK KADINLARI VE DERS ALINASI HİKAYELERİ

TOMRİS HATUN; Yüce hakanı Tomris Hatun, yaklaşık 2500 yıl önce Türkistan'da devlet kurmuş olan Saka ve Peçenek Türklerinin hakanı idi aynı çağda İran'da da Ahamenid Sülalesi hakim bulunuyordu. Bu sülale zamanında İran orduları birkaç defa Türklerle savaşmışlardı. Tomris Hatun'un hakan olduğu çağda, İran'lıların başında Kirus adında bir hakan bulunuyordu. Daha önceleri Sakalarla savaşmış olan Kirus,Peçeneklere saldırdı. Bu savaşın nedeni Kirus'un Tomris'le evlenmek istemesi ve Tomris Hatun'un da bu teklifi reddetmesi idi. Bu reddin nedeni o çağın usullerine göre çok önemliydi. Çünkü Tomris Hatun Kirus'la evlenirse Tomris'in ülkesi Kirus'un olacaktı. Tomris'in red cevabından sonra Tomris'in oğlu ile Kirus savaştı bu savaşı Kirus kazandı. Bunu gururuna yediremeyen Tomris'in oğlu kahrından kendini öldürdü. Bu öncü savaşı kazanan gözü dönmüş Kirus Tomris ile savaşmaya başladı ama Tomris Hatun'a feci şekilde yenildi. Tomris Hatun, azılı bir gaddar olan Kirus'un kafasını kan dolu bir fıçıya attırarak hayatında kan içmeye doyamamıştın, şimdi doya doya iç" dedi. Bu olay yıllarca hatırlandı. Bu kadın başbuğ Tomris Hatun ulusunu ve yurdunu çok seven Türk kadınlarından birisiydi.

SÜYÜN BİKE; Altın Orda Devletinin fiilen yıkımasından sonra ortaya"Astrahan Hanlığı", "Kırım Hanlığı", Sibir Hanlığı" ve "Kazan Hanlığı" gibi küçük Türk devletleri çıktı. Kazan Hanlığı, iç mücadelerlerle de sarsılınca gittikçe zayıflamış ve Ruslar'ın müdahaleleri de o nispette artmıştır. Kazan'da iktidarı elinde bulunduran zümre bu sebepten dolayı Han seçiminde Rusların arzularına boyun eğmek zorunda kalarak Safa Giray'ı Han ilan ederler. Safa Giray'da 1547'de ölür. Bunun üzerine oğlu Ötemiş Giray iki yaşında Han olduğundan varisi Süyünbike devleti yönetir. Ruslar1550'de Kazan'a hücum eder. Süyün Bike'de kahramanlar gibi savaşır ama şehir düşer ve diğer Kazan Beyleri ile birlikte o da esir alınır. Gemilere bindirildiklerinde halk gözleri yaşlı nehrin kenarında beklemektedir. Kazan Melikesi var gücüyle bağırır: "Kazan... Kaygulu, kanlı şehir!.. Başından tacın düştü... Sen şimdi dul kadın gibisin! Sen şimdi efendi değil, kul oldun!.. Sen başsız arslan gibisin! Her devlet akıllı Han ile idare edilir, güçlü çeri ile ayakta kalır!.. Bunlar olmayınca, herkes senden Hanlığı alır! Eski günlerini, bayramlarını hatırlayıp, benim gibi ağla artık... Nerede senin eski Hanlık bayramların? Nerede sendeki çocuklar, beğler, Töreler?... Nerede senin genç kadınların, güzel kızların; onların şen sesleri nerde?.. Hepsi kayboldu değil mi? Bundan sonra sende, bunların yerine ağlamalar, inlemeler olacak!.. Sende bal akan ırmaklar,pınarlar vardı... Bundan sonra onlarda senin evlatlarının kanları ve gözyaşları akacak!.. Rus kılıçları onları kırıp geçirecek!.. Ey Tanrım!.. Bizim en azgın düşmanımız olan İvan'a tez cezasını ver!.. Kazan'ın başına bu belaları açan Şeyh Ali ile Türeleri cezasız bırakma! Onlar beni düşman eline düşürünceye kadar çalıştı; çekmiş olduğum eziyet ve sıkıntıları onların da, onları umursamayan ve ülkelerine sahip çıkmasını bilmeyen Kazanlıların da başına ver Tanrım!.. Ver ki, bundan sonrakilere ibret ve ders olsun; başka Türk Yurtlarının başına böylesi gelmesin!..." Bu esir alınıştan sonra Süyün Bike'ye ne olduğu konusunda kesin birşey yoktur.

İPARHAN; Doğu Türkistan 1759 yılında Çin Mançu Yönetimi tarfından,işgal edildi. Uygur Türkleri vatanlarını işgal eden Çin ordusuna karşı,yıllarca direndiler. Tam 42 kez bağımsızlık mücadelesi verildi, sonuçta sayı ve teçhizat bakımından kıyaslanamayacak derecede fazla olan Çin ordusu, Rusların da yardımıyla bu mücadelelerden galip çıktı. O dönemin Doğu Türkistan Hanlarından Cihangir Hoca şehit edildi. Cihangir Hoca'nın eşi İparhan kocasının mücadele bayrağını ordunun başına geçerek sürdürdü. Büyük mücadelelerden sonra Çin ordusu tarafından esir alınan İparhan, Pekin'e Çin İmparatoru Qienlung'a götürüldü. İmparatorun İparhan'a evlenme teklifi İparhan tarafından şiddetle reddedildi. Ve bu kahraman Türk Kadını iffeti ve milletinin geleceği için, birÇin'li ile evlenmektense canına kıydı. Bir kahraman gibi yaşadı ve bir kahraman gibi şehit oldu. Türk kadınının yüreğinde "Gelinlerin Anası"unvanıyla yaşayan kahraman İparhan'ı rahmetle anıyoruz.

NEN HATUN (1857-1955) : Erzurum'un Pasinler ilçesine bağlı Çeperler köyünde dünyaya gelen Nene Hatun, henüz 20 yaşında bir gelinken 1877-1878 yılları arasında yapılan Türk-Rus Savaşı'nda (93 Harbi) Aziziye Tabyası'nı sopayla, taşla, kazma, kürekle savunanlara katılarak cesurca savaştı. Daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı'nda şehit verdi. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa'nın gayretleriyle kendisine "3. Ordunun Nenesi" unvanı verilip, cüzi de bir maaş bağlandı ve 1955 yılında anneler gününde "Yılın Annesi" seçildi. Erzurum manevraları sırasında Amerikan Generali Ridgway bu yüce insanın elini öptü. Nene Hatun bir kahramanlık ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı. Kabri,uğruna savaştığı topraklarda, Aziziye Şehitliği'ndedir.

HALİDE EDİP ADIVAR; (1884-1964) : 1919'da Sultanahmet Meydanı'ndaki nümayişde halkı işgallere karşı uyandırmak için yaptığıetkili konuşma sonrası hakkında tevkif kararı çıktı. 1920'de Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı. İstanbul Hükümetitarafından Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce"onbaşı",sonra da "üstçavuş" rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüşayrılığına düştü. 1917'de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939'a kadar dış ülkelerde yaşadı.1939'da İstanbul'a dönen Adıvar 1940'ta İstanbul Üniversitesi'nde
İngiliz Filolojisi Kürsüsü Başkanı oldu, 1950'de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi.1954'te istifa ederek evine çekildi ve 1964'te öldü. Değerli kahramanımız Kurtuluş Savaşını ve Türk kadınlarının mücadelesini anlatan ve Türk klasikleri arasına giren pek çok esere imza atmıştır.

NEZAHAT ONBAŞI : Eşini yitiren 70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey, yaşındaki kızı Nezahat'ı kimseye emanet edemeyip, yanına almıştı. Küçük Nezahat Çanakkale cephesinde muharebe havasına alışmış, Alay İzmit'e nakledildiğinde talimlere katılarak mükemmel at binmesini,silah kullanmasını öğrenmiş ve 12 yaşında "onbaşı" rütbesini almıştı.Babasının yanında cepheden cepheye koşmuş, çarpışmalara girmiş ve 100'den fazla düşman askeri öldürmüştü. Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen ilk vatandaşıdır ve bu öneri TBMM'de hararetle kabul edilmiş, ancak Kurtuluş Savaşı'nın hengamesi içinde işleme konulamamış, daha sonra da kararın yerine getirilmesi unutulmuştu. TBMM'nin "Şükran Belgesi'ne" 65 yıl sonra 78 yaşında birnine iken kavuşmuştur.

ŞERİFE BACI; 1921 yılı Kasım ayında İnebolu'ya önemli miktarda savaş malzemesi gelmiştir. Malzemenin bir an önce Kastamonu'ya iletilmesi gerektir. Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan yaşlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme taşınması haberi üzerine kağnılarla yola çıktı. İnebolu'dan kağnılara yüklenen cephaneler Kastamonu'ya doğru yol aldı. Bu cephane kollarında hep kadınlar vardı. Bunlardan biri de Şerife Bacı idi. Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soğuktan ölmüştü, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermişti. Bugün Kastamonu'da şanına lâyık güzel bir anıtı vardır. Kastamonulular şehit Şerife Bacı'nın adını her yerde yaşatıyorlar.

KARA FATMA (Fatma Seher Erden) : 1888'de Erzurum'da doğdu. Subay Suat Derviş Bey ile evlenip Balkan Savaşı'na katıldı. I. Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesine gitti. 1919'daki Kongre günlerinde,Mustafa Kemal'le bizzat görüşebilmek için Sivas'a gitti.Bu görüşmenin ardından, Milis Müfreze Komutanı olarak Batı Cephesinde görevlendirildi. 300 kişiyi aşkın birliği ile Başkomutanlık MeydanMuharebesi'nde Mehmetçikle birlikte destanlar yazdı.Büyük Taarruz'un ilk günlerinde General Trikupis'in birliğine esir düşmüşse de, kaçarak yeniden müfrezesinin başına geçmiştir. Kahraman kadın Kurtuluş  Savaşı'ndan sonra"üstteğmen" rütbesi ile emekli oldu. Emekli maaşını Kızılay'a bağışladı. 1954 yılında TBMM kendisine yeni aylık tespit etti.

HALİME ÇAVUŞ (Kocabıyık) : Kastamonu'da doğan, anne-babasının "kızım gitme" şeklinde yalvarışlarını dinlemeden milli mücadeleye katılan Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı'na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi tıraş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Gün geldi savaş bitti, ancak o ne asker üniformasını çıkardı ne de her sabah tıraş olmaktan vazgeçti. Savaş sonrası Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara'ya çağrıldı. O'nun "Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol" önerisine "Annem babam beni bekler" şeklinde cevap veren Halime Çavuş, "Ben ana-babaya itaatli evlada saygı duyarım" diyen Mustafa Kemal Paşa tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve kendisine maaş da bağlandı.

HAFIZ SELMAN İZBELİ; Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu
kurucularından ve Kastamonu'da ilk kadın meclisi üyesidir. Kurtuluş Savaşı sırasında Kastamonu'daki kadınları toplamış, asker için çorap,kazak, fanila ördürüp cepheye göndermişti. Asker Kastamonu'ya geldiğinde hepsini yolda karşılayıp doyurmuştur.

GÖRDESLİ MAKBULE HANIM : 1921'de eşi Ustrumcalı Ali Efe ile birlikte Milli Mücadelede çete savaşlarına katılmıştır. 17 Mart 1922'de Akhisar Sungurlu hududu üzerinde bulunan Koca Yayla'da elinde silah düşmanla en ön safta savaşırken başından vurularak şehit edilmiştir. Şehit düştüğünde henüz 21 yaşındaydı.

ÇETE EMİR AYŞE: Yunan askeri Aydın'a doğru geldiğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderes'in diğer tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe,arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması sonucunda geri dönmüş ve Çanakkale'de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkmış, Yörük Ali Efe'ye katılmıştır.Aydın'ın kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanlılarla savaşmıştır. Savaş sonrası Atatürk İstasyon Meydanı'nda Çete Emir Ayşe'nin de aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştır. "Savaştığım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk'ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyasıdır" demiştir.

TAYYAR RAHMİYE: Adanalı Rahmiye Hanım 9. Tümenin 1920 yılında Fransızlar ile yaptığı muharebeye müfrezesiyle katılmıştır. Başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktır. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştır ve bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştır. 1920'de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca "Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?" demiş ve aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştur.

ADİLE ONBAŞI(Tarsuslu Kara Fatma) : Asıl adı Adile olan, Tarsuslu Adile, Adile Onbaşı diye bilinen kahraman silah arkadaşları arasında "Kara Fatma" olarak anılırdı. 8-10 kişilik milis kuvvetiyle Afyon Savaşı'na katılmış, Tarsus'un kurtarılmasında da büyük yararlılıklar göstermiştir

KILAVUZ HATİCE : Adana'da Fransızlar'a karşı verilen mücadelede yer alan ve milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920'de milli kuvvetler Pozantı'da taarruza başladığında, kritik bir duruma düşen Fransızları kandırarak kılavuzluk etmiştir. Hatice, kılavuzluk yaptığı Fransızlar'a yanlış yol göstererek Karboğazı'na sokmuştur. Boğazda sıkışan Fransızlar, Türk askerine esir düşmüştür.

SAİME HANIM : Milli Mücadele döneminde 15 Mayıs 1919'da Kadıköy'de düzenlenen nümayişe katılmış nümayişden sonra tutuklandıysa da kaçarak mücadeleye katılmış, yaralanmış ve İstiklal Madalyası almıştır. Savaştan sonra İstanbul Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapmıştır.

YİRİK FATMA: Gaziantep'te Fransızlara karşı verilen savaşta (1 Nisan1920-8 Şubat 1921) çete teşkilatına katılmak isteyen Yirik Fatma gelmesini istemeyenlere karşı "Benim kanım, sizinkinden daha mı şirindir?" cevabını vermiş ve çetecilerle birlikte yola çıkmıştır.

SÜREYYA SÜLÜN HANIM: Van doğumlu Süreyya Hanım, Erek kasabasında 500
kişilik bir çeteye katılmış,1,5 aylık bir çatışmadan sonra yaralanınca Erzurum'a dönmüştür.

NAZİFE KADIN: 9 Mart 1922'de Çanakkale Bigadiç civarını kuşatan Yunan ordusu Komutanı Nazife Kadın'dan bilgi istemiş, ancak o bilmediğini, bilse bile asla söylemeyeceğini ifade etmiş, bunun üzerine Yunanlılarca fırına atılarak şehit edilmiştir.

DOMANİÇLİ HABİBE: Kurtuluş Savaşı sırasında cahil evladının düşmana yol gösterdiğini duyunca İnegöl'e inmiş, bir kurşunla oğlunu yere serip ardına bakmadan geldiği dağlara geri dönmüştür.

SATI ÇIRPAN: Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Hanım, Kurtuluş Savaşında cepheye sırtında mermi taşımıştır. 1934 yılında Atatürk'ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermesiyle meclise giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri olmuştu.

BİTLİS DEFTERDARININ HANIMI; Kahramanmaraş'ta düşmana karşı verilen mücadelede en fazla yararlılık gösterenlerin arasında bulunmaktaydı. Kayabaşı Mahallesi'nde 8 düşmanı öldürmüş daha sonra erkek elbisesi giyerek milis kuvvetlerine katılmıştır..


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !