Embed

DAZLAK GELİN

 Şeref Ali 27 yaşında Berlin'de yaşayan bir gençtir.Babası İlhan'ın açmış olduğu lahmacun salonunda kardeşi ve babasıyla çalışmaktadır.Berlin onlar için gurbetin tam kelime anlamıydı ve senelerdir bu kentte orta direk bir Türk ailesi olarak yaşamlarını sürdürmekteydiler.Şeref Ali Berlin Teknik Üniversitesi makina mühendisliği bölümünü bitiremeyip okuldan atılınca babasının yanında hem okumadığı için pişman,hemde Türkiye özlemiyle sabahın ilk ışıklarından geç saatlere kadar zamanını geçiriyordu.Kardeşi Olcay ise ağbisi kadar öğrencilik hayatı olmasada en az onun kadar kültürlü ve kendini geliştirebilmiş bir gençtir.

Baba İlhan ise 23 yıldır Berlin'dedir..Karısı Melek bugüne gelmesinde onun en büyük destekçisidir.Karısının böbrek hastası olması İlhan'ı üzmektedir. Gelibolu'dan çıkıp daha iyi şartlarda yaşama arzusuyla gelmiştir İlhan, Berlin 'e. Çocukları için herşeyi yapmıştır. Fakat sert bir kişiliği vardır. Özellikle Şeref Ali'nin üzerine çok düşmüştür. Fakat onun okuldan atılıp serseri bir hayat sürmesine çok kızmaktadır. O yüzden dükkanda ona bir iş vermiştir. Oğlu Şeref Ali'nin hayatta bir mesleği olup kendini idame ettireceğine pek inanmamaktadır.Bu yüzden ona sert davranıp,aklına her geldiğinde okuldan atılışını söylemektedir. İlhan'ın aklında da bir an önce herşeyi satıp memleketine dönmek fikri vardır. Geçen senelere oranla işler pekde iyi sayılmazdı çünkü.

Şeref Ali'nin ve ailesinin Almanlarla arası kötü sayılmazdı. Hatta Şeref'in birçok Alman dostuyla barlarda sabahlara kadar eğlendiği söylenebilir. Fakat zaman zaman sabah dükkanı açtıklarında kapının altına dazlaklar tarafından bırakılan bildirileri görüyorlardı. Pek önemsemezlerdi açıkcası. Günlük yaşamda da karşılaşıyorlardı tatsız olaylarla ama çokta anormal gelmiyordu artık. Taa ki olaylar, bir ailenin dramatik ve acılı bir şekilde çöküşüne kadar...

Berlin'de günler rutin olarak geçmeye devam ediyordu. Bir akşam Şeref'in annesi Melek aniden rahatsızlanır ve apar topar hastaneye kaldırılır. Senelerden beri böbrek hastası olan Melek, bu hastalığı sırtlayacak kadar gücü olmadığını bilmektedir.. Doktorlar, Melek'i acile alırlar ve ilk müdaheleyi yapıp yoğun bakım ünitesine gönderirler.. Durumu ciddidir. Sabaha kadar yoğun bakımda kalır.İlhan, doktorla konuşup durumun ne olduğunu öğrenmek ister. Doktor, Melek'in tek böbreğinin iflas etmiş olduğunu,vücudunun artık bu hastalığı kaldıramadığını ve eğer yeni bir böbrek bulunmazsa iki ay içinde hayatını kaybedeceğini söyler.

İlhan bu acı durumu ve kederi tüm benliğinde hisseder ve hastanede öylesine bağırır,çaresizce ağlar ki, tüm hastaneye gözyaşı döktürür. Hastanedeki bir görevli, yabancıları pek sevmediğinden İlhan'ı sözle taciz eder ve ortalık karışır. Bu olanları hüzün ve gözyaşı içinde izleyen ve rutin kontrollerini yaptırmak için orada bulunan Alman Janine, yabancı düşmanı personele bağırır ve İlhan'ı sakinleştirmeye çalışır. Şeref ve OLcay o akşam iş çıkışı diskoya eğlenmeye gittiklerinden dolayı olaylardan haberleri yoktur. Melek sabah olunca yoğun bakımdan çıkar ve taburcu edilir. Sabah karşı eve gelmiş olan Şeref ve Olcay olaylardan habersiz uyanırlar. İlhan bağıra çağıra durumu anlatır. Olcay ve Şeref evden çıkarlar ve dükkanı açmak için yola koyulurlar.Hava hafif karanlık ve sislidir. Yolun karşısından gelen dört tane nazi, Şeref ve Ali'ye laf atarlar.

Şeref karşılık verir. Tartışma,kavgaya dönüşür.Dazlaklardan biri üzerinden çıkardığı bıçağı Olcay'a doğru sallar. Şeref, Olcay'ı montundan çekip kurtarır ve kaçmaya başlarlar. Nihayetinde karanlıkta izlerini kaybettirirler.

O günün akşamı dükkanı kapatıp evlerine annelerinin yanına giderler. Sabah yaşadıkları olay üzerinde fazla durmamışlardır. Baba İlhan yine sert bir tavırla Şeref'e laf söyler. Melek ise oğlunun durumuna üzülmektedir. Evde bir keder hüküm sürüyordur. O gece iki dazlak İlhan'ın dükkanına gelir ve kapıya ''DEFOLUN'' yazıp camları kırarlar. O sırada uzaktan geçen polis arabası dazlakları telaşlandırıp kaçırtır. Polis arabası dükkanın önünden geçer fakat bir şey olmamış gibi devam eder. Sabah dükkana gelen Şeref, Olcay ve İlhan manzarayla karşılaşır..

Sinirler gergindir. İlhan iyice bunalmaya başlamıştır.. Gün boyu babasıyla tartışan Şeref akşam güneş batınca dükkandan çıkar gider ve metroya binip uzaklaşır.. Nereye gittiğini bilmiyordur.Morali bozuktur. İki durak sonra Şeref'in olduğu bölüme bir kız biner. Kızın ilk bakışta nazi olduğu anlaşılıyordur.. Yanında iki tane dazlak vardır.Şeref kafasını kaldırır ve kıza bakar.Adeta bakışları kitlenir. Kız da gözucuyla bakmaya başlar.. Kızın yanındaki dazlaklardan birisi Şeref'e küfür eder ve tartışma başlar. Kız da Şeref'e küfür eder.Bir sonraki durakta Şeref iner fakat kız hala aklındadır.

İki hafta sonra Melek tekrar rahatsızlanır ama bu sefer durumu çok ağırdır.Bu arada İlhan bir türlü Melek'e uyumlu bir böbrek bulamamıştır. Melek'in yoğun bakımda kaldığı dördüncü günüdür.

Doktorlar böbrek bulunamazsa bir hafta içinde ölümün gerçekleşeceğini söylerler.İlhan hastane köşesinde çaresizce otururken, Melek'in doktoruna bir telefon gelir. Telefondaki şahıs böbreğini Melek'e vermek isteyen Janine'dir. Janine, Melek'in ilk hastaneye kaldırıldığı gün İlhan'ın durumunu görüp içi sızlamıştır ve kendi doktorundan durumu öğrenip böbreğini vermeyi kararlaştırmıştır. Doktor İlhan'a haber verip, Janine'yi hastaneye çağırır. Ameliyat yapılmış ve Melek yeni böbreğiyle yaşama tekrar merhaba demiştir. İlhan bu durum karşısında Janine nasıl teşekkür edeceğini bilemez.. Şaşırır... Şeref ve Olcay Janine'nin varlığından habersizdirler.. Gözyaşı ve hüzün.

Melek evine döner. Sağlığı iyidir. Eski yaşamlarına geri dönerler. İlhan da dükkana döner ve çalışmaya devam başlar.. Şeref bir akşam iş çıkışı yolda,daha önce metroda gördüğü kızı görür. Kız sinirlidir.. Annesinin bir Türk'e böbreğini verdiğine hala inanamaktadır.. Kız Şeref'i görür.. Ve ikisi de birbirlerine kitlenirler. Fakat kız Şeref'e el hareketi yaparak uzaklaşır. Aradan bir hafta geçer ve bir gece üç dazlak dükkanın önüne gelirler.. Camları kırıp içeri girerler. İçerisini darmadağın ederler. Dükkanı ateşe verirler. Dükkan alev alev yanmaktadır. Çevrede yaşayan Türkler'den biri İlhan'a haber verir.. İlhan, Şeref ve Olcay can havliyle dükkana koşarlar. İlhan kendini kaybetmiştir ve dükkana girer. Alevler yükselmiştir. Polis ve itfaiye gelir.Yangın söndürülür. Dükkandan geriye küller kalmıştır. Ve Berlin hüzünlü bir yaşama dönmüştür artık onlar için.

İlhan bu olaydan sonra arkadaşının yanında garson olarak çalışmaya başlar. Olcay oto tamircisine girmiştir. Şeref ise hiçbir şey yapmamaktadır. Uyuşturucuya alışmıştır. Sürekli gece klüplerinde takılıyordur.
 

Bardan çıktığı bir gece sokakta o kızı görür. Fakat kız yanında bulunan arkadaşlarıyla tartışmaktadır. Arkadaşları, kızı dövmeye başlarlar. Bunu gören Şeref hemen koşar ve aralarına girerek kızı oradan uzaklaştırır.. Kızın konuşmaya hali yoktur.. Şeref, yaralı kızı arkadaşının evine götürür. Kız bir kaç saat sonra kendisine gelir. Ve bu tanışma herşeyin başlangıcı olur. Lisa ve Şeref bir uçurumun kenarına gelmişlerdir.. Ama haberleri yoktur..

Lisa ilk başlarda Şeref 'e kötü davranır. Hayatını kurtardığı için ona teşekkür etmiştir fakat yabancıları sevmediğini, kendisinin bir nazi olduğunu her seferinde söyler. Şeref buna aldırmaz çünkü aşık olmuştur. Lisa'da Şeref'ten hoşlanmaya başlamıştır ve aralarında bir aşk doğar. Lisa'nın hayatı değişmeye başlamıştır. Şeref Lisa'ya, insanlardan nefret etmemeyi,Türk örf ve adetlerini anlatmaya başlar.

Şeref kendi annesiyle tanıştırır Lisa'yı.. Fakat İlhan bu duruma karşı çıkmaktadır. Yabancı bir gelin istememektedir. Lisa düşüncelerini, giyimini değiştirmiştir artık. Eski yaşantısından eser kalmamıştır. Artık o, Türk ailesine gidecek olan gelin adayıdır. Lisa hamile kalır. Bir kaç ay sonra karnı şişmeye başlamıştır. Artık, baba İlhan pes eder ve Lisa'yı ailesinden istemeye giderler. Lisa'nın annesi Janine'yi karşılarında görünce dona kalırlar.. Mutluluk.. Sonunda Şeref ve ailesi mutlu olabilmeye başlamışlardır.. Nişan yapılır. İlhan biriktirmiş olduğu son parasıyla oğluna güzel bir düğün yapar. Ve tabiiki torunu içindir bunların büyük bir kısmı.İlhan dede olacaktır..
 

Aradan iki ay geçer ve polisler bir akşam eve gelip, Lisa'yı apar topar götürüler. Şeref ne olduğunu bile anlayamaz. Ertesi gün gazete manşetleri olayı duyurur. 'Berlin'de bir Türk lahmacun salonunun yakılması ve iki yabancının öldürülmesi olayında faiiler yakalandı.. 'Ve Lisa'nın fotoğrafı bu haberin yanına basılmıştır..

Bunu duyan Şeref yıkılmıştır. İlhan kahrolmuştur. Melek bu olaya dayanamayıp kalp krizi geçirmiş ve hayatını kaybetmiştir.. Aile dağılmıştır. Lisa cezaevindedir. İlhan, Olcay ve Şeref'i alıp Türkiye'ye dönmeye karar verir.. Fakat Şeref gelmez.. O karısı için kalacaktır. Karısının yaptıklarının geçmişte kaldığını ve onun hiçkimseyi öldüremeyeceğine inanmaktadır.

İlhan ve Olcay Türkiye'ye dönerler. Şeref, evle cezaevi arasında gider gelir. Kendini yenilemiştir. Bir işe girip para biriktirmeye başlamıştır. Lisa'nın cinayetlerle ilişkisi olmadığı anlaşılır. Dükkanı kundaklama olayında hafif suçlu bulunup kefalet ve şartlı tahliyeyle serbest bırakılır. Artık Şeref ve Lisa için yeni bir yaşam başlamıştır. Şeref karısını alıp memlekete babasının yanına dönmeyi planlamaktadır. Lisa hamiledir hala ve çocuğun doğmasına bir aydan az bir zaman kalmıştır..
 

Lisa bir gün alışveriş yapmak için sokağa çıkmıştır. Bebeğine araba alacaktır. Fakat yol boyunca Lisa'yı eski dazlak arkadaşları takip etmektedir. Ve Lisa'nın önünü keserler. Bir yabancıyla evlenmenin bedelinin ağır olduğunu söylerler ve Lisa'yı başından vurarak öldürürler. Yakınlarda bir dönercide çalışan Şeref, silah seslerini duymaz fakat kalabalığı görür. Merak edip olay yerine gider. Lisa'yı kanlar içinde yerde yatarken gören Şeref'in dünyası yıkılır. Herşeyin sonudur bu. Haykırarak ağlamaya başlar. Gözyaşları, Lisa'nın kanıyla karışır. Ve Berlin cadderinde akar gider...

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !